Hiçbir şey Siyonist rejimin istediği istikamette gitmeyecek

TBMM BAŞKANI KURTULMUŞ, İSLAM İŞBİRLİĞİ GENÇLİK FORUMU 5. GENEL KURULU’NUN FİLİSTİN ÖZEL OTURUMU’NDA KONUŞTU

TBMM-BHA

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Filistin davasında yeni bir dönemin başladığını belirterek, “Artık bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hiçbir şey Siyonist rejimin istediği istikamette gitmeyecektir. Hiçbir şey Siyonist rejimin Birleşmiş Milletlerdeki koruyucu meleklerinin istediği istikamette de gitmeyecektir.” dedi.

Kurtulmuş, İstanbul Şişli’deki bir otelde düzenlenen İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF) 5. Genel Kurulu’nun Filistin Özel Oturumu’nda yaptığı konuşmada, Genel Kurul’da alınan kararların gelecek dönemde ICYF’nin çalışmaları için hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev’in ilk inisiyatifini alarak 20 yıl önce İslam İşbirliği Gençlik Forumunun kuruluşunu gerçekleştirdiklerini ve bu süre içerisinde yapılan nice faaliyetlerin sonucunda ICYF’nin, Müslüman topluluklarının gençlik faaliyetleriyle ilgili hatırı sayılır tam bir uluslararası kuruluş haline geldiğini ifade eden Kurtulmuş, emeği geçenleri tebrik ederek, İslam İşbirliği Gençlik Forumu Başkanı Taha Ayhan’a başarı temennisini dile getirdi.

Kurtulmuş, Forum’un kapanış oturumunun özellikle Filistin davasına ithaf edilmesinin de önemli olduğunu belirtti.

“İslam İşbirliği Teşkilatı” tanımındaki “işbirliği” kelimesine işaret eden Kurtulmuş, şunları söyledi:

“İslam tevhid dinidir. İnancımızın esası, ana direği tevhiddir. Tevhid, sadece bir inanç prensibi olmanın öncesinde aynı zamanda bizler için, Müslümanlar için bir sosyolojik tanım, bir siyasi tanımdır. Tevhide inananların mutlaka vahdet içerisinde hareket etmeleri; yani sosyolojik ve siyasi olarak işbirliğinin çok ötesinde bir bütün olarak hareket etmeleri ve meselelerini çözmeleri kendilerinin üzerinde bir sorumluluktur.

Tevhide inananların vahdet prensibini bir kenara bırakması asla düşünülemez. Dolayısıyla Allah’ın varlığının, birliğinin ikrar edilmesi anlamında olan ve kainatta Allah’ın gözetimi altında bir düzenin varlığını kabul anlamına gelen tevhid, aynı zamanda Müslümanlar arasında vahdetin de önemli olduğunu ortaya koyan bir temel prensibidir. Onun için ‘İslam İşbirliği Teşkilatının’ ‘işbirliği’ sözünü, vahdete giden yolun başlangıcı olarak algılamanın doğru olduğu kanaatindeyim.”

Camide hocaların, “Safları sıklaştırın çünkü safların sıkı durması, namazın tamam olmasının şartıdır.” hadisini aktardığını anımsatan Kurtulmuş, “Nasıl namazda saflarımızı sık tutuyorsak yaptığımız sosyal ve siyasal çalışmalarda da saflarımızı sık tutmak mecburiyetindeyiz. Eğer biz saflarımızı sık tutmazsak araya şeytan girer. Şeytan girdikten sonra da bırakın vahdet istikametinde yürümeyi, aramızdaki küçük ihtilafları büyük ihtilaflar haline getirerek maalesef dağılmanın, parçalanmanın, bir araya gelememenin temel handikapları oluşturulur.” ifadesini kullandı.

– “Bütün çalışmalarımızın merkezine sosyal, siyasi çalışmaları koymak mecburiyetindeyiz”

İsrail’in insanlık tarihinin en büyük katliamlarından birisini yaptığını dile getiren Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“İsrail bunu ortaya koyarken en büyük gücü; ne askeri gücüdür ne arkasında Batı dünyasının gücüdür ne finans gücüdür ne medyadaki gücüdür ne de başka alanlardaki gücüdür. Hiç şüphesiz bu güçler İsrail’in bu kadar pervasız hareket etmesine neden oluyor ama inanın ki en büyük gücü; İslam aleminin paramparça, dağınık olması ve işbirliğinden çok uzak bir noktada durmasıdır.

Yani bizim dağınıklığımız, inisiyatif alamamamız, karar veremememiz İsrail’in en büyük gücünü oluşturuyor. Dolayısıyla bütün çalışmalarımızın merkezine mutlaka İslam ülkeleri ve İslam toplulukları arasında işbirliğiyle başlayan, vahdete kadar uzanan bu yoldaki sosyal, siyasi çalışmaları koymak mecburiyetindeyiz.”

İsrail’deki Siyonist rejimin dünyanın gözlerinin içine baka baka Gazze’deki bu saldırılarını sürdürdüğünü ifade eden Kurtulmuş, İsrail’in arkasında onlara sınırsız destek veren Batı dünyasının ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşları yok sayan birtakım yönetimlerin bulunduğunu kaydetti.

– “Hiçbir şey Siyonist rejimin istediği istikamette gitmeyecektir”

Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanına başvurmasıyla Filistin davası bakımından yeni bir sürecin başladığını vurgulayan Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi:

“Artık bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Hiçbir şey Siyonist rejimin istediği istikamette gitmeyecektir. Hiçbir şey Siyonist rejimin Birleşmiş Milletlerdeki koruyucu meleklerinin istediği istikamette de gitmeyecektir. Hatta daha ilerisini söyleyeyim. Bunu inşallah göreceğiz.

Bu Siyonist rejimi, bu tür katliamları gerçekleştiren, insanlıktan arınmış Netanyahu ve çetesini sırtını sıvazlayarak destekleyenler, artık taşıyamadıkları bu yükü bir kenara atarak ellerini yıkayıp bu meseleden kurtulamayacaklardır. Onun için Güney Afrika hükümetinin bu cesaretli adımını takdirle karşıladığımızı bir kere daha Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak, Türkiye Cumhuriyeti adına da ifade etmek istiyorum.”

– “Türkiye’de de yeni yılın ilk saatlerinde vatandaşımızın ortaya koydukları kararlılık önemli bir adımdı”

Filistin davasına ilişkin gelecek on yıllarda sürecek yeni bir dönemin başladığını dile getiren Kurtulmuş, üç ana noktaya çalışmaların odaklanması gereken konulardan birisinin İsrail’deki faşist, Siyonist rejimin uluslararası alanda yalnızlaşmasını temin etmek olduğunu söyledi.

İslam ülkelerinin birlik ve beraberliğinin sağlanabilmesinin odaklanılması gereken bir diğer alan olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Aramızdaki siyasi farklılıkları bir tarafa bırakarak bu insanlık meselesinde bütünleşmek, birleşmek ve ortak hareket etmek mecburiyetindeyiz.” dedi.

“İnsanlık cephesinin tahkim edilmesi”nin bir diğer alan olduğunu belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Dünyanın birçok yerinde insanlar sokaklara çıkarak yönetimlerinin aksine ‘Yeter artık bu zulmü durdurun ve bu zulme sessiz kalmayın’ diyerek feveran ediyorlar. Madrid’de, Paris’te Londra’da, New York’ta, Washington’da ya da dünyanın başka bir yerinde yürüyen herhangi bir insan sadece kendi fikrini ortaya koymuyor, her adımıyla birlikte insanlık cephesini tahkim ediyor.

Türkiye’de de yeni yılın ilk saatlerinde yüz binlerce vatandaşımızın bir araya gelerek ortaya koydukları kararlılık sadece bir gösteri olmanın çok ötesinde insanlık cephesini tahkim etme kararlılığında önemli bir adımdı.

Dolayısıyla önümüzdeki süreçte her türlü çalışmayı, her türlü işbirliğini; dili, dini, etnik kimliği, hangi siyasi tercihin içerisinde olursa olsun bütün insanlık alemini işin içerisine katarak bu insanlık cephesini daha fazla tahkim etmek zorundayız. İnanın ki önümüzdeki süreçte, uzun yıllar sürecek çok çetin ve çok zor bir Filistin davasını savunma dönemidir. Yeni bir dönemdir. Ama çok daha güçlü olarak ilerleyeceğimiz bir dönem olduğuna inanıyorum.”

– “İsrail bir istisna devlet haline geldi”

İsrail’in bir “istisna devlet” haline geldiğinin uluslararası hukuktan anlayan herkes tarafından görüldüğünü belirten Kurtulmuş, şu değerlendirmeyi yaptı:

“İstisna devlet dedikleri, hukuku tanımayan, hukuka göre hareket etmeyen devletler anlamına geliyor. Bunun en temel özelliklerinden birisi esir kamplarının olduğu ya da birtakım insanların kamplarda tutularak insanlıktan soyutlandığı uygulamalardır. Nazi Almanyası böyle bir ülkeydi. Şimdi aynı şekilde İsrail, bütünüyle bir açık hapishane haline getirdiği Gazze’yi artık açık bir mezarlık haline getirmiştir.

Dolayısıyla İsrail nereye giderse gitsin, hangi mahkemenin önüne çıkarsa çıksın hiç kimse İsrail’e normal bir devlet muamelesi yapamayacaktır. Çünkü İsrail, hukuk tanımazlığıyla birlikte kamplarla ve bir şekilde cezaevinin çok ötesinde mezarlık haline dönüştürdüğü Gazze’yle, maalesef insanlık aleminden tecrit edilen insanlarla kendisini de devlet olarak ayrı bir yere koymuştur.”

– “İsrail’in, kendisini zulmedilmiş bir millet olarak gösteren o kalkanı dağılmış paramparça olmuştur”

Kurtulmuş, İsrail’in Naziler tarafından uygulanan Holokostu bir “münhasır masumiyet kalkanı” olarak kullandığına işaret ederek, “İsrail’in, kendisini hep masum gösteren, hep ezilmiş bir halk olarak gösteren, hep birileri tarafından zulmedilmiş bir millet olarak gösteren o kalkanı dağılmış paramparça olmuştur. Artık bu münhasır masumiyet kalkanı parçalanmış İsrail yerine, münhasır kötülüğün sembolize olduğu bir devlet gelmiştir. Dolayısıyla bunun da insanlık bakımından yeni bir süreçte fevkalade ciddi bir şekilde ele alınması gereken bir konu olduğunun altını çizmek isterim.” diye konuştu.

Programa, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan, Filistin Gençlik ve Spor Yüksek Konseyi Başkanı Cibril Mahmud Muhammed er-Recub’un, İslam İşbirliği Gençlik Forumu Başkanı Taha Ayhan ile davetliler katıldı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir